Yazı Detayı
02 Şubat 2018 - Cuma 22:49
 
Perde Arkasındaki Gerçekler
Mihdi Aydoğan
mihdiaydogan@hotmail.com
 
 

Perde, farklı anlamlarla kullanılan bir sözcük… Farklı metaforlarla gündelik hayatımızdaki deyimlerde kendine yer edinmiş bir kavram. Temelde göz, görüş ile ilişkili. Işığı kesmek için, bir şeyi gizlemek, bir şeyi yansıtmak, bir oyunu sahnelemek, bir yeri bölmek, doğruyu gizlemek gibi anlamların yanı sıra birkaç tane daha anlamı var. Bizim gibi mahremiyetine özen gösteren toplumlarda perdenin bu kadar anlam taşıması da normal.

Bu yazıda başlıkta da belirttiğim üzere perde ve gerçekler arasındaki ilişkiye dikkat çekmek istedim. Zira hayatımızda birçok perde var ve bu perdelerin birçoğu bizim çektiğimiz perdeler değil. Her gün yazılı, görsel ve internet medyası ile hayatımızdaki gerçeklerle aramıza sayısız perde çekiliyor. Perdenin arkasını görmek için ise tecrübe ve dikkat gerekiyor. Çünkü bilindiği üzere perde sayısı arttıkça gerçekler gizli kalıyor.

Dünya siyasetinin küresel güçler sayısınca perdesi, ülke siyasetinin oyuncuları ve bütün bunların tarafları olan medya kanalları bize farklı renk ve kalınlıklarda perdeler sunuyor. Perdeler bununla kalmıyor. Felsefik ve ideolojik akımların hayatımıza soktuğu perdeler var. Kültür emperyalizminin aktörleriyle sinema, dizi, roman gibi enstrümanlarla önümüze çekilen perdelere yine bu aktörlerle dans eden ekonomik güçlerin reklamlar ve spekülasyonlarla oluşturduğu perdeler gözümüzün önüne iniyor. Her perde fiziki ve ruhsal sağlığımızda çeşitli izler bırakıyor. Düşünce ve algı mekanizmalarımızla oynuyor.

Günümüzdeki huzursuzluğun önemli bir sebebi bu bence… Böyle bir ortamda yaşıyoruz. Perdeler sarmış dört bir yanımızı. Nefes almanın zorlaştığı bir dünyada sağlıklı kararlar almak için olabildiğince duru bir zihne sahip olmamız gerekirken dünyaya açıldıkça fikrimiz boğuluyor. Perdeleri kaldırmak gerekli diye düşünüyoruz. Düşüyoruz, yaralanıyoruz, yaralıyoruz. Kalbimize, vicdanımıza kulak vermek istiyoruz. Kalbimiz ile aklımızın arasında da perdeler…

Çeşitli mutluluk reçeteleri sunuyor uzmanlar. Ruhunuza sürecek merhemler öneriyorlar, yaşlanmaya engel merhemler sunar gibi… Psikologlar ve psikiyatristler ruhlarımızı ve psikolojimizi tamir etme peşindeler. Kadınlar alışveriş yaparsam bir şey kalmaz diyorlar. Erkekler biraz daha televizyon izleyip uyuşurum düşüncesinde.

Hayatımızda her şey madde ve ölçülebilir durumlar üzerine kurgulanmış. Zenginsen, memursan, doktorsan, mühendissen, aşıksan, evliysen, çocuğun varsa, güzel bir karın, yakışıklı bir kocan varsa, çocuğun komşunun çocuğundan zekiyse, KPSS’den 90 almışsan, yurtdışında okumuşsan, 100 dönüm arazin varsa, 100 metre kareden büyük evin varsa, bu yılın cirosu komşu dükkandan fazlaysa, yılın elemanı sensen vs. Çünkü iyilik, güzellik, fedakarlık para etmez artık. Para etmediği gibi enayi diye nitelerler seni.

Maneviyat en büyük açlığımız. Manevi bir açlığı dindiremezsin balla, börekle, rütbeyle, kariyerle… Susuzluğunu deniz suyundan kana kana içerek gideremeyeceğin gibi bir çıkmaza sokar seni. Doymadıkça mutsuz olursun. Mutsuz oldukça saldırırsın huzurun kaçar…

Mutlu olmak için dünyaya bakarsan dünya içine kaçar çünkü. Boğulursun o küresel girdapta. Mutluluk en yakınımızdadır zira. Perdenin arkasındakinden çok önündedir. Yanındadır. Aynadadır. Elini tuttuğun, gözüne baktığın, başını okşadığın, sarıldığın, kokladığındadır. Küresel güçlerin satranç oyunlarını çözdükten sonra mutlu olmayı beklersen mutsuzluğu garanti edersin.

Mutluluk özelden genele yayılır. Yani varlığına ve sağlığına şükrederek başlar. Sonra ailen, sonra komşun, sonra mahallen gelir. Sonra şehrin, sonra ülken, sonra dünya… Hayatımız iç içe dairelerden oluşur ve her dairede yeni perdeler eklenir hayatımıza. Birçoğumuzun bir sonraki dairede işi gücü yoktur. Evladının başını okşayamayan bir adamın Amerika’nın siyasetini çözmesi bir işe yaramaz yani… Dünyayı kurtarmadan önce kendimizi kurtarmakla mükellefiz. En iyi şartlarda 100 yıllık bir ömrümüz var. Eğer 100 yıldan fazla mutlu olacaksak Amerika’yı değil ahiretimizi kurtarmak için düşünmeye başlamak zorundayız.

Bizim ihtiyacımız perdenin arkasındaki gerçek değildir aslında. Bize lazım olan perdenin önündeki gerçektir. Her perdeyi açamazsın, her perdeyi kaldıramazsın. Bize lazım olan o en küçük en dar dairenin içindeki insanların bugününe ve ahiretine yatırım yapmak, perdenin önünde kalmaktır.

Başka bir yazıda görüşmek üzere...

 
Etiketler: Perde, Arkasındaki, Gerçekler,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
46
41
4
4
14
22
2
Galatasaray
44
47
6
2
14
22
3
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
35
30
5
8
9
22
6
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
7
Trabzonspor
33
36
5
9
8
22
8
Göztepe
33
35
7
6
9
22
9
Kasımpaşa
29
34
9
5
8
22
10
Yeni Malatyaspor
28
24
8
7
7
22
11
Bursaspor
27
31
9
6
7
22
12
Akhisarspor
27
28
9
6
7
22
13
Gençlerbirliği
25
29
9
7
6
22
14
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
15
Alanyaspor
21
34
13
3
6
22
16
Atiker Konyaspor
21
23
11
6
5
22
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
16
3
3
22
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı