Yazı Detayı
10 Ekim 2017 - Salı 11:09
 
İslam âlemi neden hep mazlum ve fakir konumunda? - 4
Mihdi Aydoğan
mihdiaydogan@hotmail.com
 
 

Başlıkta yer alan sorumuzun cevabını tartıştığımız yazılarımızın dördüncü ve sonuncusuna gelmiş bulunuyoruz. “İslam âlemi neden hep mazlum ve fakir konumunda?” başlığı altında birinci yazımızda “doğruluk” ihtiyacımıza, ikincisinde ümitsizlikten sıyrılıp ümide yapışmaya; üçüncüsünde Müslüman kimliğimizi muhafaza ederek birlik ve beraberlik içinde birbirimizi severken İmanın ve İslam’ın gerektirdiği kullar olmamız gerektiğinden bahsettik.

 

Bu yazımızda Müslümanların önemli bir ihtiyacı olan meşveret ve istişare kurumundan bahsetmek istiyorum. Zira Müslümanların sosyal hayatında birçok problemi çözebilmek için bunlara ihtiyaç vardır.

 

Nedir bu meşveret ve istişare kavramları? Meşveret; bir konu hakkında, konunun ilgilileri veya ehilleriyle, herkesin fikrinin alındığı bir danışma, fikir meclisi anlamını taşır. Meşveret ve istişare kelimesi aralarında küçük nüanslar olsa da zaman içinde birbirleri yerine kullanılır olmuştur.

 

Evde, mahallede, camide, okulda, işte, devlet dairesinde; kısacası üç kişinin bir arada yaşadığı her sosyal ortamın huzurunu sağlamak için gerekli olan şey istişaredir. Aile içinde “Evin duvarları ne renk olsun” gibi basit bir karar alırken de gereklidir, “devletin yönetimi nasıl olsun, devleti kim yönetsin” gibi seçimlik bir konu da istişaredir. 

 

Bugün medeniyet olarak adlandırdığımız hayatımızda ve bilgi çağı diye adlandırdığımız zamanımızda değişim ve dönüşümleri çok hızlı yaşıyoruz. Değişimi gerçekleştirenler meşveret kurumunu en iyi şekilde işletenler oluyor. Çünkü medeniyet denilen şey fikirlerin birbirine karışması ve eklenmesi ile ortaya çıkan yeniliklerden meydan geliyor. Gerçekten de Meşveret bir meclistir. Ali amcanın sözü, Mehmet dayının fikrini geliştirir, Sami amca tecrübesini o fikrin daha da iyi olması için istişareye sunar, Veli sorumluluk alır vs. Bilim de böyle gelişir, devlet de böyle yönetilir.

 

Kim sadece kendi fikrine güvenir veya fikrini kendine saklarsa kendisinin önündeki en büyük engel yine kendisi olur. Bugün İslam âleminin huzursuz ortamında da hemen hemen böyle bir durum söz konusudur. Güven ortamının sağlanmadığı coğrafyalarda kişiler kendini korumak adına fikir beyan etmekten kendilerini çekerler. Fikrin olmadığı yerde gelişimden söz etmek de söz konusu değildir. Gelişimin olmadığı yer, gerilemenin olduğu yerdir.

 

İstişare etmek aynı zamanda Kur’an-ı Kerim ile biz Müslümanlara ulaştırılmış bir emirdir. Asr-ı Saadet tabir edilen devirde Meşveret kurumunun en has örnekleriyle karşılaşırsınız. Sahabeler Peygamberine (sav) ondan sonra halifelere diledikleri zaman, diledikleri şekilde hesap sorabilir, fikir verebilirlerdi. Yaptıkları işleri istişare mekanizmasını çalıştırarak gerçekleştirirlerdi.

 

Hakiki, has bir meşveretin ilk ve en önemli şartı katılımcılarının özgür olmasıdır. Despot ve diktatör yönetimlerde sağlıklı istişareden bahsedilemez. Müslüman, hürdür. Özgürlüğünü Allah’a kulluğundan alır. Özgürlük, Müslüman’ın imanın ve İslam’ın şartlarına bağlılığı ölçüsünde hayat bulur, bunlardan uzaklaştığı ölçüde biter. Bugün özellikle Batı’nın diktatöryası ve zulmü altında yaşayan Müslümanlar da hem kendi zaaflarından, hem maruz kaldıkları kirli oyunlar sebebiyle istişare mekanizmasını çalıştıramıyorlar. Çünkü Müslüman, doğru bildiğini olduğu gibi evirip çevirmeden söyler. Müslümanların menfaati için olan bir şey kendi menfaatiyle çatışıyorsa bile söyler. Allah rızası için söyler, Allah rızası için eleştirir. Fikrini, sözünü, reyini satmaz, Allah rızası için Müslüman kardeşinin fikrine ekler. Korktuğunda Allah için, sevdiğinde Allah için sever. İşte Müslüman, Müslüman olsa üzerindeki zulüm ve fitne tez kalkar.

 

Hem meşveret; birlik, beraberlik ve dayanışmanın mayası ve kaynağıdır. İnce sicimlerin, kalın bir halatı meydana getirmesi gibi birbirine sarılan her bir Müslüman kendinden çok daha güçlü bir şekilde davasına hizmet edebilir. Böylesi birbirine bağlı Müslümanların arasına da Batı’nın pis eli ve o şer odaklarının girmesi de oldukça zorlaşır.

 

“İslam âlemi neden hep mazlum ve fakir konumunda?” yazılarımızın sonunda bize ev ödevi olsun: Doğru olacağız. Ümitsizlikten sıyrılıp, ümidi yeşerteceğiz. Nefsimizin esaretin kurtulup Müslümana yakışır bir şekilde yaşayacağız. İşi ehline verip, ehliyle meşveret yapacağız. Birbirimizi Allah için sevecek, yaptığımızı Allah için yapacağız. İşte o zaman “İslam âlemi hep mazlum ve fakir konumunda değil, zalimin karşısında muzaffer, fakirin yardımına koşan dost olacak.”

Başka bir yazıda görüşmek üzere...

 
Etiketler: İslam, âlemi, neden, hep, mazlum, ve, fakir, konumunda?, -, 4,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
33
29
3
3
10
16
2
Galatasaray
32
34
4
2
10
16
3
Beşiktaş
30
28
2
6
8
16
4
Kayserispor
30
25
2
6
8
16
5
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
6
Trabzonspor
28
32
4
4
8
16
7
Göztepe
27
28
4
3
8
15
8
Bursaspor
24
27
6
3
7
16
9
Sivasspor
23
21
7
2
7
16
10
Kasımpaşa
19
24
7
4
5
16
11
Akhisarspor
19
20
7
4
5
16
12
Yeni Malatyaspor
19
20
7
4
5
16
13
Alanyaspor
18
27
8
3
5
16
14
Osmanlıspor FK
14
23
10
2
4
16
15
Antalyaspor
14
16
8
5
3
16
16
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
17
Gençlerbirliği
13
19
9
4
3
16
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı