Yazı Detayı
19 Haziran 2017 - Pazartesi 14:27
 
Daha kaç kişi ölmeli?
Mihdi Aydoğan
mihdiaydogan@hotmail.com
 
 

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolunun Kemalpaşa ayrımı ve İzmir Otoyol kesimini hizmete açtığı törende yaptığı konuşmasında, “Hep söylüyorum, yol medeniyettir. Yol bir ülkenin atar damarıdır” şeklinde açılışa katılan halka hitap etmiş ve Ak Parti’nin iktidarında, yapılan yol çalışmalarına değinmişti. 

 

Ak Parti iktidarında ulaşım adına yapılan bazı çalışmalar Dünya’da örnek çalışmalar olurken, hala yapımı devam eden çalışmalara, birçok ülke hayranlıkla bakıyor. Hükümet bu örnek çalışmaları yaparken Doğu-Batı ayrımı yapmadan gerçekleştirmeye özen gösterirken birçok medeniyette ev sahipliği yapmış Mardin’imiz bu konuda bir medeniyet şehri olma yolunda son sürat ilerliyor.

 

 Öyle ki bir anne, iki parça bariyeri yapamayacak kadar yoğun olan ilgili kurumumuzun üstün çalışma azimden dolayı aracın çarpması sonucu oğlunun kopan bacağını gecenin karanlığında arıyor.

 

Bir hastalıktan dolayı randevu alarak hastaneye gitmek isteyen Ayşe teyzemiz ilgili kurumumuzun hastane yolunda yıllarca üzerinde kafa yorduğu ve dünyada örnek olabilecek geçitleri kullanmayarak aracın altında kalabiliyor.

 

 Hayatının baharında olan Mehmed’imiz yine ilgili kurumun hız kesicilerine aldırış etmeden son sürat ilerleyen otomobilin çarpması sonucu metrelerce sürüklenip hayattan kopabiliyor.   Mardin-Diyarbakır yolunu kullanarak akrabasının düğününe gitmek isteyen Yusuf abimiz yıllardır patinajlar yaparak bozduğumuz ve bazılarımızın çaldığı uyarı levhaların eksikliğinden dolayı sevinç içinde gittiği yoldan cenaze aracıyla dönebiliyor. 

 

Araç sürmesini bilmeyen 40 yıllık uzun yol şoförü İbrahim dayımız Formula komitesinin hayranlık duyduğu Türkmen Deresindeki birinci virajı alamayarak uçurma uçabiliyor. Komitenin hayranlık duyduğu güzel viraj için halkımız durumu biraz daha abartarak ölüm virajı benzetmesi yaparken bazı genç kardeşlerimiz ilgili kurumun yoğun çalışma temposundan haberdar olacak ki viyadük projeleri çizerek çözüm önerilerinde bulunabiliyor.

 

İlleri buluşturan yollarımız o kadar geniş ve kusursuz ki bayram alışverişine gitmek için aileler ile birlikte evden çıkan Sultane, Gazale, Hatice ve Adile ablalarımız ve kardeşlerimiz hayatlarını birkaç metrelik asfalt uğruna yitirebiliyor.

 

Bu acı örnekleri uzun uzun sıralayabilirim ama şaheser olan köprülü kavşaklarımız, otobanları aratmayan yollarımız, üst ve alt geçitlerimizi karalamak istemem!

 

Ayrıca şaheser yollarımız dışında sıkı denetimler ve kurallara bağlı sürücülerimiz de var (!)   

Medeniyet Şehrimizin yollarında o kadar denetim, çalışma ve kurallara sıkı sıkıya bağlı olan sürücüler var ki Artuklu Belediyesinden Devlet Hastanesine kadar olan mesafeyi yayalara saygılı nezaketli davranışları nedeniyle ancak yarım saatte gidebiliyorlar.

 

Bazı sürücülerimiz o kadar kurallara bağlı ki yaya geçitlerine yaklaştıklarında edindikleri bilgiler ışığında yayalara korna çalıp, selektörler yaparak yol isteyebiliyor. Vali Ozan Caddesinde Formula 1 yarışçılarını kıskandıracak sürücülerimiz trafik ışıklarına ve yaya geçitlerine rağmen Tuba kardeşimizi on yedi yaşında hayattan koparabiliyor. Başka bir sürücü Ahmet amcamızı sakat bırakabiliyor.

 

Daha geçtiğimiz günlerde kurallara sıkı sıkıya bağlı olan bir sürücümüz Newton’un yer çekimini bile alt üst edecek bir başarı ile karşı şeritte geçerek Dilek Öğretmeni, iki yaşındaki Ömer'ini ve dokuz ay boyunca karnında taşıdığı evladını hayattan koparabiliyor. Kim bilir Dilek öğretmenin ne hayalleri vardı geleceğe dair. Ama maalesef tüm hayaller ve yarına dair umutlar bir mikserin tonlarca ağırlığı altında kaldı.

 

Büyükşehir Belediyesi şehrin hemen hemen her noktasına duraklar dikti ama hizmet aşkıyla çalışan toplu taşıma araç sürücüleri, durakları çok gereksiz görecek olacaklar ki, istedikleri her yerde durabiliyor.  En iyi hizmeti sunmak için istedikleri her yerde duran bazı toplu taşıma sürücülerimizi yolda ilerleyen diğer sürücüler kornalar çalarak rahatsız edebiliyor.

 

Yasal hakları otuz beş ila kırk ton yük olan yük kamyonlarını, yasalar gereği hız sınırı olmayan mikser araçlarını ve tonlarca mıcırı yükleyip zorunlu olmamasına rağmen branda ile yükün üstünü kapatılmasını istediğimiz hafriyat araçlarını çok hor görüyoruz. Ne olacak ki bunlardan? Ne baskı balatları Türkmen’den yokuş inerken ısınabiliyor ne de balıksırtı yüklenmiş tonlarca mıcır araçlara gelip trafik güvenliğini tehlikeye atabiliyor.

 

Allah aşkına 10 saniye kendimizi Dilek öğretmenin ailesinin yerine koyalım. Allah aşkına kendimizi 10 saniye gecenin karalığında oğlunun kopmuş bacağını arayan o annenin yerine koyalım. Allah aşkına kendimizi Tuba ve Pınar’ın ailesine yerine koyalım.

 

Anne karnındaki masum yavrunun, hayatının baharındaki Mehmet’in, Tuba’nın vebali kimin boynunda? Bunlar için hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz? Belki bu dünyada vermeyeceksiniz ama öbür dünyada muhakkak vereceksiniz.  Bir babanın yüreğini sizin yıllardır yapmadığınız üst geçitlerden dolayı yandı. Yıllardır masa başındaki projelerin hayata geçmemesinden dolayı bir ailenin yıkılışını izlediniz. Bunların veballerini hep birlikte ödeyeceğiz.  Bende sorumluyum, sizde sorumlusunuz. Bu yazıyı okuyan herkeste sorumlu. Bu işlerin sorumlusu artık kimse gerekeni bir an önce yapsın.  Masa başlarında oturup bu yolu çözeceğiz, bu kavşağa çözüm ürettik, bu sürücülerin önüne geçeceğiz,  proje ürettik gibi söylemeler ne bizi ne bu halkı artık avutmuyor.

 

Artık anne karnındaki masum yavruların, hayatın baharındaki gençlerimizi, çocuklarına bir parça ekmek götürmek için yollardaki abilerimizin, amcalarımızın, dayılarımızın, hastaneye geçmek için karşısında karşıya geçen çocuklarımızın, bacılarımızın ve kardeşlerimizin artık ölmesini istemiyoruz.

Başka bir yazıda görüşmek üzere...

 
Etiketler: Daha, kaç, kişi, ölmeli?,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı