Haber Detayı
19 Ocak 2018 - Cuma 13:25
 
“Eğitimde Uzun Vadeli Planlamalara Ve Kalıcı Politikalara İhtiyaç Var”
Eğitim-Bir-Sen Mardin Şubesi Başkanı Eyyüp Değer, “Eğitimde kalıcı politikalara ve uzun vadeli planlara ihtiyaç var” dedi.
EĞİTİM Haberi


Eğitim-Bir-Sen Mardin Şubesi Başkanı Eyyüp Değe, sendika binasında düzenlediği basın açıklaması ile 2017-2018 eğitim-öğretim yılı birinci dönemini değerlendirdi.

Eğitim sisteminde kalıcı politikalara ihtiyacı olduğunu vurgulayan Eğitim-Bir-Sen Mardin Şube Başkanı Eyyüp Değer, “TEOG’un kaldırılması, yükseköğrenime giriş sistemindeki değişikliğin gölgesi ve sarsıntısı altında günübirlik politikalar ve sürdürülebilir olmayan kararlar nedeniyle gerek eğitim-öğretim gerekse eğitim çalışanları olumsuz etkilenmiştir” dedi.

Dönemin sona ermesi dolayısıyla açıklamalarda bulunan Değer, “2017-2018 eğitim-öğretim yılı birinci kanaat dönemi, yaklaşık 18 milyon öğrencinin karnesini almasıyla sona ermiş bulunmaktadır. TEOG’un kaldırılması, yükseköğrenime giriş sistemindeki değişikliğin gölgesi ve sarsıntısı altında günübirlik politikalar ve sürdürülebilir olmayan kararlar nedeniyle gerek eğitim-öğretim gerekse eğitim çalışanları olumsuz etkilenmiştir. Alan değişikliği taleplerinin karşılanmaması, öğretmen performans değerlendirmesi pilot uygulamasının oluşturduğu tedirginlik, yer değişikliği sürecinde yaşanan sorunlar, öğretmene karşı giderek artan şiddet gibi olumsuzluklar ne yazık ki eğitim-öğretim yılının ilk dönemine damgasını vurmuştur. Öğretmen açığı, erkek kamu görevlilerine dayatılan darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği, ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, yabancı dil pilot uygulaması, rehberlik hizmetlerinin hizmetin özüne uygun kurgulanamaması, teftiş sistemindeki dönüşümün tamamlanamadığı gibi rehberlik ayağının ihmal edilmesi, ortaöğretime geçişte yeni sürecin soru işaretleri içermesi gibi birçok konuda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir. Özetle, bir an önce yapılması gereken çok iş, çözüme kavuşturulmayı bekleyen onlarca sorun bulunmaktadır.” diye konuştu.

Eğitimcilere yönelik şiddete Bakanlık seyirci kalmamalıdır

Öğretmene şiddet, bugün okullarda yaygın bir sorun hâline geldiğine dikkat çeken Değer, “Öğretmenler, geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimiz için ‘iyi insanın’, ‘güzel ahlakın’ canlı fotoğrafı olmak durumundadır. Sadece öğreten değil, değerleri yaşayan ve yaşatan bir kimlik olarak öğrencilerinin karşısına çıkmalıdır. Öğretmene şiddet, bugün okullarda yaygın bir sorun hâline gelmiştir. Maalesef bugün öğretmenler saldırılara karşı savunmasızdır. Eğitim kurumlarında güvenlik tedbirleri yeterince alınmamakta, sorumluluk öğretmenlere ve yöneticilere bırakılmaktadır. Bakanlık, eğitimcilere yönelik her saldırının sıkı takipçisi olmalı; kendi personelinin yanında olduğunu göstermeli ve nerede duracağı belli olmayan şiddet olaylarının bir an önce son bulması için gerekeni yapmalıdır.” ifadelerin kullandı
Ayrıca Değer, öğrencilerin tatilde fırsat buldukça bol bol kitap okuması gerektiğini belirterek, velilere de karne dolayısıyla çocuklarına baskı yapmamasını isteyen açıklamasını devamında şu açıklamalarda bulundu.

Öğretmen ihtiyacı ivedilikle karşılanmalıdır

Son yıllarda hatırı sayılır öğretmen atanmasına rağmen önemli sayıda öğretmen ihtiyacı olduğunun gerçeğine de değinen Değer, “ Norm fazlası öğretmenlerin eş vb. gerekçelerle ihtiyaç duyulan yerlere gidemeyeceği dikkate alındığında reel öğretmen ihtiyacı 120 bin civarındadır. Bakanlık, daha fazla öğretmen istihdamı gerçekleştirmelidir. Eğitimde reformların kalıcı olması, okullarda boş ders kalmamasına ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin bulunmasına bağlıdır.”

Farklı istihdam modellerinden vazgeçilmelidir

“632 sayılı KHK ile kadroya geçirilmeden evvel var olan sözleşmeli öğretmen sorunlarının şimdi yeniden ortaya çıktığı görülmektedir. Eğitim kurumlarında öğretmenler arasında kadrolu/sözleşmeli şeklinde ortaya çıkan ayırım kurum içi çalışma barışını bozmaktadır. Bu durum, öğretmenlerin verimliliğini düşürmekte; aynı niteliklere sahip ve aynı görevi ifa eden insanlar arasında bir nevi kast sistemi oluşturmaktadır. Yer değişikliği başta olmak üzere, kadrolu öğretmenlerin sahip oldukları hakların tanınmaması, Bakanlığı yoğun bir dava sürecinin içine çekmektedir. Bakanlık, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasından vazgeçilmeli, atamaları kadrolu olarak yapmalıdır.”

Kamu vicdanını yaralayan mülakatla öğretmen atama yöntemi sona erdirilmelidir

“Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasıyla birlikte Türkiye’deki öğretmen istihdamı süreçlerine sözlü sınav aşaması da ilk kez dâhil edilmiştir. Uygulamanın başladığı ilk günden itibaren sözlü sınav kamuoyunda tartışılmaktadır. Özellikle, çok sayıda sözlü sınav komisyonu olması, sınav komisyonunda bulunanların yeterlilikleri, sınavlarda sorulan sorular gibi konular kamuoyunda sıklıkla gündeme gelmektedir. Genel olarak, binlerce adayın çok sayıda farklı komisyon tarafından kısa süreli bir sözlü sınava tabi tutulmasının hem nitelikli öğretmen seçimine hizmet etmediği hem de adalet duygusunu zedelediği şeklinde genel bir kanı bulunmaktadır. Tek başına sözleşmeli öğretmenlik uygulaması çok ciddi bir sorun iken, atanacak öğretmen seçiminin mülakatla yapılması, yapılan mülakatlar çerçevesinde adayların kazanma ya da kaybetme nedeninin objektif bir şekilde izah edilememesi, yıllarca emek vererek okumuş ve birçok yazılı sınavdan geçmiş öğretmen adaylarının farklı komisyonlarca bir kaç dakikalık mülakatla elenmesi adalet duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır. Mülakat uygulaması yerine daha adil, hakkaniyetli, ehliyet ve liyakat ölçülerine göre bir istihdam modeli hayata geçirilmelidir.”

Öğretmeni aktör olarak görmeyen performans değerlendirmesi kabul edilemez

“Öğretmen Strateji Belgesi, paydaşlarca istişare edilip revize edilmeye muhtaç, yürütülebilirliği tartışmalı bir belgeyken, bu belgede toplumsal mutabakatla eleştiri konusu edilen performans değerlendirmesinin alelacele uygulamaya konulması telafisi zor zararlara sebep olacaktır. Kanuni dayanağı olmayan, öğretmene, öğrenciye ve eğitime somut hiçbir katkısının olmayacağı açık olan performans değerlendirme sistemini uygulamaya koymaktaki ısrar, hatalara ve mağduriyetlere yol açacaktır. Öğretmene not vererek değerlendirme çabası, daha önce farklı bir şekilde denenmiş ve okullarda huzurun kaçtığı, motivasyonun bozulduğu, iş barışının sarsıldığı çok net bir şekilde görülmüştür. Sicil notu uygulamasında verilen sicil notlarına ilişkin mahkeme içtihatları, bu türden değerlendirme süreçlerinin yürütülebilir olmadığını ortaya koymuştur. Motivasyon üretmek yerine motivasyonu bitirmek anlamını taşıyan bir içerikle performans sistemi kurulacağını düşünmek, hem yorucu hem de yıpratıcı süreçlere kapı aralayacaktır. Sınıfta ter akıtan bir öğretmeni çalışmadığı iddiasıyla yaftalamak yerine fedakârlığı ve başarısı görülmeyen bir öğretmeni bulup ödüllendirmek daha iyi bir kamu hizmetinin anahtarıdır. Bu itibarla performans değerlendirme uygulaması Öğretmen Strateji Belgesi’nden de uygulamadan da kaldırılmalıdır.”

İstihdamda zorluk çekilen bölgelerde cezbedici yöntemler uygulanmalıdır

“İstihdamda güçlük çekilen bölgelerde en önemli sorun, kalıcı öğretmen istihdamının sağlanamamasıdır. Söz konusu bölgelerde bir öğretmenin görevde kalma süresi ortalama 1,5 yıldır. Bu durum, ilkokul dönemi başta olmak üzere, eğitim ve öğretimde ciddi sıkıntılara sebebiyet vermektedir. Bu bölgelerdeki öğretmen açığının kapatılması amacıyla zorunlu hizmet yükümlülüğü getirilmesine rağmen, bunun kalıcı bir çözüm getirmediği görülmektedir. Eğitim çalışanlarına, zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapmaları halinde illerin mahrumiyet durumlarına göre ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi, hem bölgenin eğitim çalışanı açığının kapatılması bakımından hem de bölgenin zorluğuna göre eğitim çalışanının yaşamış olduğu mağduriyeti gidermesi bakımından zaruret arz etmektedir.”

Yapılan alan değişikliği çözüm getirmemiş, problemi büyütmüştür

“Alan değişikliğinin sadece 540 saatlik Zihinsel Engelliler Sınıfı Öğretmenliği Eğitim Programı’nı tamamlayanlar ve kapatılan alanlarda görev yapanlarla sınırlı tutulması, eğitim çalışanlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Bakanlığın alan değişikliğinin kapsamının dar tutulmasının gerekçesi olarak potansiyel öğretmen adaylarının mağdur edilmemesini göstermesi ise başlı başına hatalı bir söylemdir. Bununla, bir taraftan bütün öğretmen adaylarına ilerleyen zamanlarda Bakanlık kadrolarına atanabilecekleri yönünde hatalı bir mesaj verilirken, diğer yandan mesleki iç çatışma algısı oluşturulmak suretiyle mesleğin itibarı zedelenmektedir. Bakanlık, alan değişikliği taleplerini net bir şekilde ortaya koyacak bir projeksiyon çalışması yapmalı, alanlar itibarıyla arz ve talebi ortaya koymalı ve ilk atama/alan değişikliği arasında bir orantı kurarak talepleri bu şekilde karşılamalıdır.”

Rehberlik hizmeti öğretmenlik üzerine değil psikolojik danışmanlık üzerine kurgulanmalıdır

“Rehberlik hizmetleri, yeni yönetmeliğe rağmen hâlâ bir sorun alanı olmaya devam etmektedir. Sorunun temelinde eğitim kurumlarındaki psikolojik danışmanlık ve destek olgusuna olan hatalı yaklaşım yatmaktadır. “Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri” eğitim kurumlarının eğitim-öğretim etkinlikleri bütünlüğü içinde konumlandırılmıştır. Bu anlayışın doğal sonucu olarak da psikolojik danışmanlar, kendi asli mesleklerinden ve mezun oldukları yükseköğretim programlarından kopartılarak “rehber öğretmen” adı altında kurgulanmıştır. Oysa sundukları hizmetlerin, öğretmenlik mesleğinin asli fonksiyonlarından tamamen farklı olduğu açıktır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri, niteliği gereği sürekli gözlem ve süreç takibi esasına dayanan, dolayısıyla yer ve zamana bağlı kılınması, belli bir zaman diliminde ifa edilerek tamamlanması mümkün olmayan faaliyetlerdir. Bu itibarla rehber öğretmenliğin diğer branşlarla arasında nitelik, içerik ve yöntem yönleri başta olmak üzere, çok sayıda farklılık olup sunulan hizmetin gereği olarak bunlar doğal farklılıklardır. Bu farklılıklardan hareketle rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ve/veya rehber öğretmenlik branşının farklı düzenlemelere tabi tutulması gerekmektedir. Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından düzenlenen “okul psikolojik danışmanlığı” yeterlilikleri gözetilerek, mesleki yeterlilikler ile görev tanımlarının ve çalışma şartlarının yeniden düzenlenmesi, asli görevleriyle bağdaşmayan ilave yüklerin üzerlerinden alınması yerinde olacaktır.”

Ortaöğretime geçiş sürecinde doğacak problemler şimdiden öngörülmelidir

“Bakanlık tarafından TEOG’un yerine getirilen yeni ortaöğretime geçiş sisteminde tüm öğrencileri merkezi olarak sınava sokan ve yerleştiren bir geçiş sistemi yerine bu yeni sistemde öğrencilerin sadece bir kısmının sınavla yerleştirilecek olması ve sınavın isteğe bağlı olması, sınav stresini azaltması yönüyle olumludur. Bu gelişmelere rağmen, açıklanan yeni sistemde geliştirilmesi gereken bazı hususlar vardır: Merkezi sınavla öğrenci alacak okulların belirlenmesinde özellikle nüfus ve kentin büyüklüğü gibi nesnel kriterler mutlaka dikkate alınmalıdır. Fen liseleri ile sosyal bilimler liselerine ek olarak bazı Anadolu liseleri, meslek liseleri ve imam hatip liseleri de merkezi sınavla öğrenci almalıdır. Sınavsız yerleşecek öğrencileri yerleştirmede katı bir merkezi yerleştirme anlayışı yerine daha esnek bir yaklaşım benimsenmelidir. Ortaöğretime yerleşme ile ilgili iş ve işlemler merkezi olarak Bakanlık tarafından değil, il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri tarafından yürütülmelidir. Böylece, öğrenci ve ailelerin tercih ettiği okul türüne göre ikametlerine en yakın okula yerleştirilmeleri için yerel imkânların maksimize edilmesi amaçlanmalıdır. Zira hangi muhitte hangi okul türüne ne kadar talep olduğu önceden bilinmediği için, yaz başında netleştirilecek talepler doğrultusunda ve demokratik eğitim anlayışı çerçevesinde, il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri söz konusu taleplere uygun bir arz oluşturmalıdır. Aksi hâlde, mevcut arz ile talep arasında büyük bir makas söz konusu olabilir.Sınavsız yerleştirme işlemi yapılacak okullara katı bir kontenjan/kapasite sınırlaması konulmamalıdır. Aksi hâlde, öğrencinin evinin en yakınındaki okula yerleşmeme ihtimali söz konusudur. Bundan dolayı, öğrencinin evinin en yakınındaki tercih ettiği okul türüne adrese dayalı olarak yerleşmesi esas olmalıdır.”

Okulların bütçe ihtiyacı karşılanmalıdır

“Eğitim-öğretim desteğinin sadece özel öğretim kurumlarıyla sınırlı tutulmaması, resmi öğretim kurumları ile resmi kurum öğrencilerinin de aynı destekten faydalanması sağlanmalıdır. Bu durum, resmi öğretim kurumlarının niteliğinin artırılmasına ve nitelik artışı getirecek rekabetin gelişmesine olumlu katkı sağlayacaktır. Hâlihazırda eğitim kurumları yönetimlerinin kullanımına tahsis edilmiş bir ödenek mevcut değildir. Hizmetli/özel güvenlikçilerin ücret, vergi ve sosyal güvenlik primleri, basit onarım, günlük rutin giderler, internet faturaları ödemeleri, sosyal faaliyetler için yol ve benzeri giderler, kırtasiye masrafları gibi zorunlu harcamalar, Okul-Aile Birliklerine yapılan bağışlardan karşılanmaktadır. Bu durumda da okul yöneticilerinin, Bakanlık genelgeleriyle bağış konusunda eli kolu bağlanmaktadır. Okulların kendi kullanımlarına sunulmuş herhangi bir ödenekleri olmadığı dikkate alındığında, zorunluluk arz eden mal ve hizmet alımlarının ne şekilde karşılanacağı sorunu halen izaha muhtaç olup çözüm beklemektedir.”

Kamu görevlilerine kılık-kıyafet dayatılmamalı, darbe ürünü yönetmelik kaldırılmalıdır

“Kamusal alan yalanıyla yıllarca kadınlara ve kız öğrencilere uygulanan kılık-kıyafet dayatması, verdiğimiz mücadele, yaptığımız eylem ve etkinlikler sonucunda kaldırılmış, kamuda çalışan kadınlara yönelik ‘başı açık’ ibaresinin yönetmelikten çıkarılmasıyla kadının kamu hizmetine katılımında bir engel aşılmış; Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te de yapılan değişiklikle öğrencilere kılık-kıyafet dayatmasının kaldırılması son derece önemli bir adım olmuş ve bir yasak daha tarihe karışmıştır. Çerçeve yönetmelikte de acilen değişiklik yapılmalı ve sivil itaatsizlik gerekçelerimizden olan erkek kamu görevlilerine de kılık-kıyafet dayatmasından vazgeçilmelidir.”

15 günlük dönem iyi değerlendirilmeli

Öğrencilerin 15 günlük ara tatili iyi değerlendirmesi gerektiğini kaydeden Değer, “Öğrencilerimiz hem dinlenmeli hem de fırsat buldukça bol bol kitap okumalıdır. Velilerimiz, karne dolayısıyla öğrencilere hiçbir şekilde baskı yapmamalıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak, başta öğretmenlerimiz olmak üzere, bütün eğitim çalışanlarımızı emeklerinden dolayı tebrik ediyor; 2017-2018 eğitim-öğretim yılı ikinci kanaat dönemine sorunlarından arınmış olarak girmelerini diliyoruz.” şeklinde konuştu.

Mardin Arena/Abdullah Yılmaz

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: “Eğitimde, Uzun, Vadeli, Planlamalara, Ve, Kalıcı, Politikalara, İhtiyaç, Var”,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı