Haber Detayı
07 Şubat 2018 - Çarşamba 16:07
 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan Kılıçdaroğlu'nun 'Esad'la görüşme' çağrısına yanıt
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, vize serbestiyeti ve Türkiye-AB ilişkileri konusunda, “Biz bu trafiğin Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmasını umut ediyor ve bekliyoruz. Vize serbestiyeti ile ilgili bir takım gecikmeler yaşanmış olsa da bugün itibarıyla yeni bir sürecin başladığını ifade edebiliriz
POLİTİKA Haberi


Bizim beklentimiz, karşılanan 72 kriter çerçevesinde bunun kısa sürede hayata geçirilmesi, bu sağlanırsa şüphesiz Türkiye'deki AB algısı da değişecektir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, basın mensuplarının sorularını da cevapladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, kamuoyu ile canlı olarak da paylaşılan toplantıda şunları söyledi:

“Bildiğiniz üzere geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımız Vatikan’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaretinde Sayın Papa Fransuva’ya Kudüs’le ilgili gelişmeler karşısında sergilediği tutumdan duyduğumuz memnuniyeti bizzat kendilerine iletme fırsatı oldu.

Aynı zamanda bildiğiniz gibi Vatikan, Filistin’i 2015’te resmî olarak devlet statüsüyle tanımış idi, bundan dolayı da biz işbirliğimizi devam ettireceğimiz konusunda kendilerine görüşlerimizi ilettik.

Sayın Papa, Sayın Cumhurbaşkanımızı ailesiyle birlikte gerçekten çok sıcak bir şekilde karşıladılar. Bu görüşmede Kudüs’ün yanı sıra Suriye, mülteciler, dünyada yükselen ırkçılık, İslamofobi, Müslüman-Katolik ilişkileri ve diğer konular etraflı bir şekilde ele alındı.

“PAPA AYRIMCILIK VE IRKÇILIKLA MÜCADELE KONULARINDA YAPICI BİR TUTUM SERGİLİYOR”

2014 yılında bildiğiniz gibi Papa’nın Türkiye’ye bir resmî ziyareti olmuştu, Papa Fransuva Papalık görevini aldığından beri hakikaten farklı bir Papa profili çiziyor. Özellikle bu ayrımcılıkla, ırkçılıkla mücadele konularında İslam dünyasıyla Katolik dünyası arasındaki ilişkiler konularında daha yapıcı bir tutum sergilediğini görüyoruz. Bundan duyduğumuz memnuniyeti de bu vesileyle ifade ettik. Tabii Katolik dünyasının ruhani lideri sıfatıyla bu konuları gündeme getirmesi, gerekli uyarıları yapması, dünyada barış ve huzurun tesisi açısından büyük önem arz etmektedir. Bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımızın Vatikan’a yaptığı bu resmi ziyaret de 59 yıl sonra gerçekleştirilen ilk resmî ziyaretti. İlk Cumhurbaşkanı düzeyindeki ziyaret de, rahmetli Celal Bayar’ın yaptığı ziyaret idi. Karşılıklı ziyaretlerin ve temasların devam ettirilmesi ve yoğunlaştırılması konusunda da hemfikir kalındı.

“İTALYA, TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİNE TAM VE NET DESTEK VERİYOR”

Papa’yla yapılan görüşmenin ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın İtalyan Cumhurbaşkanı Mattarella’yla yine kapsamlı, güzel, hem baş başa bir görüşmesi, ardından da bir çalışma yemeği gerçekleşti. Burada da Türk-İtalyan ilişkilerini kapsamlı bir şekilde ele aldık. Aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Mattarella’yı da Türkiye’ye resmî bir ziyaret yapmak için davet etti. Hemen ardından Sayın Cumhurbaşkanımız, İtalyan Başbakanı Gentiloni’yi kabul etti. Bu görüşmede de ikili ekonomik ilişkiler, savunma sanayi, güvenlik gibi konuların yanı sıra, Suriye, Irak, Libya, Ortadoğu barış süreci konuları etraflı bir şekilde ele alındı. Aynı şekilde burada AB üyelik süreciyle ilgili de gayet yapıcı değerlendirmeler yapıldı.

Bildiğiniz gibi İtalya, Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde Türkiye’nin AB üyeliğine tam ve net destek veren ülkelerin başında gelmektedir. Hangi hükûmet gelirse gelsin bir devlet politikası olarak İtalya’nın tavrı bu konuda hep net olmuştur ve bizim için de hakikaten memnuniyet verici bir durumdur.

“VİZE SERBESTİYETİ, TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNE YENİ BİR İVME KAZANDIRACAKTIR”

Bu vesileyle AB süreciyle ilgili bildiğiniz gibi son birkaç günde de önemli bazı gelişmeler yaşandı, onu da bu vesileyle paylaşmak isterim. Bu sabah AB Bakanımız Sayın Ömer Çelik’in de yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyurulduğu şekliyle vize serbestiyeti anlaşmasını gerçekleştirmek için öngörülen 72 kriter tarafımızdan tamamlanmak suretiyle bugün Dışişleri Bakanlığımız tarafından AB makamlarına iletildi. Yine bu çerçevede bildiğiniz gibi Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun AB Başkan Yardımcısı Timmermans’la bir telefon görüşmesi oldu. Bu trafiğin biz özellikle Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmasını umut ediyor ve bekliyoruz. Bildiğiniz gibi 18 Mart 2015 yılında yapılan Türkiye-AB mülteci anlaşması çerçevesinde üç önemli maddeden bir tanesi de, bu vize serbestiyetinin hayata geçirilmesiydi. Yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Schengen vize sistemine vize almadan serbest dolaşımını sağlayan bir düzenleme yapılması var idi. Bununla ilgili birtakım gecikmeler her ne kadar yaşanmış olsa da bugün itibariyle yeni bir sürecin başladığını ifade edebiliriz. Bizim beklentimiz, bu karşılanan 72 kriter çerçevesinde yapılan resmî görüşmeler ve yazışmalar çerçevesinde bunun en kısa sürede hayata geçirilmesi. Bu sağlanırsa, şüphesiz Türkiye’deki AB algısı da değişecektir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Schengen vize sistemi içerisinde serbest dolaşım hakkına sahip olması, aslında çok daha önceden elde edilmesi gereken bir müktesep hak idi. Fakat çeşitli gerekçelerle bu geciktirildi. Bunun 2018 yılı içerisinde hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi, Türkiye-AB ilişkilerine şüphesiz yeni bir ivme kazandıracaktır.

Yine bu çerçevede bildiğiniz gibi, zannediyorum dün açıkladık ya da evvelsi gün, 26 Mart’ta Varna’da Bulgaristan’ın Dönem Başkanlığında bir Türkiye-AB Zirvesi gerçekleşecek ve bu zirveye de Sayın Cumhurbaşkanımız katılacaklar. Bulgaristan makamlarının bu konuda sergilediği yapıcı ve olumlu tutumdan da duyduğumuz memnuniyeti bu vesileyle ifade etmek ve kendilerine teşekkürlerimizi iletmek isteriz.

Bu zirveyi de biz çok önemsiyoruz, daha önce de bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız da çeşitli vesilelerle ifade etmişlerdi; bu zirveler Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde çok önemli bir fonksiyona sahip idi. Fakat birtakım siyasi gerekçelerle bu zirvelere son verilmişti. Fakat şimdi tekrar bu zirvenin gerçekleşmesi yine bu vize serbestiyeti anlaşmasıyla birlikte 2018’de Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir ivmenin kazanılmasına şüphesiz önemli katkılar sağlayacaktır. Bu da, aslında Türkiye’nin izlediği 360 derece dış politika perspektifinin önemli tezahürlerinden birisi olarak görülmektedir. Çünkü bildiğiniz gibi zaman zaman Türkiye’nin sadece belli bir bölgeye yoğunlaştığı, belli bir ittifak sistemine yöneldiği şeklinde birtakım değerlendirmeler yapılıyor. Son İtalya ziyaretinin, bunların pek de aslının ve temelinin olmadığını göstermesi ve AB perspektifi, açısından da önem arz ettiğini ifade etmek isterim.

“BOSNA HERSEK-BELGRAD OTOYOLU, BALKANLARIN BARIŞ YOLU OLARAK TARİHE GEÇECEKTİR”

Yine Avrupa’yla ilgili olarak Avrupa coğrafyası diyeyim, Balkan coğrafyasıyla ilişkili olarak bildiğiniz gibi evvelki hafta önemli bir ziyaret ve bir mini zirve gerçekleştirildi. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ile Bosna Hersek Başkanlık Konseyi üyesi Sayın Bakir İzzetbegoviç ülkemizi ziyaret etti. Burada hem Türkiye-Sırbistan, hem Türkiye-Bosna hem de Sırbistan-Bosna Hersek ilişkileri kapsamlı bir şekilde ele alındı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Bosna Hersek-Belgrad otoyolunun hayata geçirilmesi için çok önemli tarihî bir adım atıldı. Bu, Balkanların barış yolu olarak tarihe geçecek bir projedir. Bu hafta, yani şu gün itibariyle de Karayolları’ndan bir heyetimiz şu anda Sırbistan’da ve Bosna Hersek’te güzergâh ve fizibilite çalışması yapmaktadır. Bu çalışmalar tamamlandığı zaman gelip Sayın Cumhurbaşkanımıza arzda bulunacaklar ve bu otoyol projesinin bir an önce hayata geçirilmesi için gerekli adımları da biz Türkiye olarak atacağız. Bunun hem Türkiye’nin bu iki ülkeyle ilişkilerini, hem de Balkanlarda Boşnaklar, Sırplar, Hırvatlar arasında bir barış yolu münasebetiyle yeni ilişkilerin kurulmasına çok önemli katkı sağlayacağını biliyoruz. Özellikle yıllardır konuşulup ortada duran bu projenin şu kritik dönemde Bosna Hersek’in seçimlere giderken hayata geçirilecek olması şüphesiz oradaki barış ve istikrara da çok ciddi bir katkı sağlayacaktır.

Önümüzdeki aylarda da bu çerçevede Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic’in ülkemize bir resmî ziyaret gerçekleştirmesi ve burada da Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantısının tertip edilmesi planlanmaktadır.

Yine aynı bu çerçevede önümüzdeki aylarda, muhtemelen bu yılın ikinci çeyreğinde Sayın Cumhurbaşkanımızın bir Balkan ziyareti olacak, Bosna Hersek başta olmak üzere. Orada da bu konuları daha kapsamlı bir şekilde ele alma imkânımız olacak.

“ZEYTİN DALI HAREKÂTI, PLANLANDIĞI GİBİ GAYET BAŞARILI BİR BİÇİMDE DEVAM ETMEKTEDİR”

Zeytin Dalı Harekâtı’yla ilgili kısa bir güncelleme yapmak istiyorum. Bildiğiniz gibi bugün 19. gününe girmiş durumda operasyon. Planlandığı şekilde gayet başarılı bir biçimde operasyon devam etmektedir. Şu ana kadar çok önemli, kritik, stratejik öneme haiz noktalar PYD, PKK, YPG teröristlerinden temizlenmiştir. Operasyonun bu 19. gününde 1000 civarında terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Bu süreçte bizim de kayıplarımız oldu, bu vesileyle ben tekrar şehitlerimize Allah’tan rahmet, hepimize başsağlığı diliyorum. Yaralılarımıza da aynı şekilde acil şifalar diliyorum. Bu süre içerisinde zaman zaman uluslararası kamuoyundan yönetilen birtakım değerlendirmeleri, eleştirileri de biz dikkatle takip ediyoruz. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, istihbarat teşkilatımızın sicili son derece nettir, network’ü son derece kuvvetlidir. Bunun en iyi referansı da evvelki yıl gerçekleştirdiğimiz Fırat Kalkanı Harekâtı’dır. Bu harekât başladığında da bildiğiniz gibi çeşitli eleştiriler endişeler ya da değerlendirmeler gündeme gelmiş idi. İşte operasyon ne kadar sürece, sivil kayıplar önlenebilecek mi, operasyon tamamlandıktan sonra bu bölge kime devrilecek gibi. Fırat Kalkanı Harekâtı’na baktığınız zaman, orada hayata geçirilen temel ilkeler, aslında bu harekâtın ne kadar başarılı olduğunu da net bir şekilde ortaya koymaktadır. Aynı şekilde Zeytin Dalı Harekâtı’-yla da Afrin ve bölgesindeki terör unsurları tamamen temizlenecek, böylece sınır güvenliğimiz sağlanacak. Suriye’nin toprak bütünlüğü noktasında önemli bir adım atılacak ve Suriye topraklarının tamamının terör örgütlerinden temizlenmesi hedefi doğrultusunda da önemli bir başarı elde edilmiş olacaktır. Bununla ilgili özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar Paşanın da sevk ve idaresinde, Cumhurbaşkanımızın da yakın takibiyle bu operasyonu başarılı bir şekilde yürütmektedirler. Nitekim dün akşam gerçekleştirdim, Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapılan güvenlik toplantısında da konunun detayları etraflı bir şekilde ele alındı ve tam bir kararlılıkla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Jandarmamızın, büyük bir kahramanlıkla ve fedakârlıkla yürüttüğü bu operasyonun planlandığı şekilde devam etmesi konusundaki irade tekrar net bir şekilde ortaya konmuş, gerekli talimatlar da bu çerçevede verilmiştir.

“ÖZGÜR SURİYE ORDUSU, MEŞRU SURİYE MUHALEFETİNİN ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR”

Son birkaç gün içerisinde, özellikle harekâtın başlamasından sonra Özgür Suriye Ordusu’nu zemmetmeye dönük birtakım açıklamaların yapıldığını da gördük, bunları esefle karşıladığımızı bir defa daha ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız aslında bu konuyu çok net bir şekilde ortaya koydular. Ben de tekrar buradan ifade etmek isterim ki; Özgür Suriye Ordusu, meşru Suriye muhalefetinin önemli bir parçasıdır. Onları terörist, teröristlerle ilgili, terör örgütleriyle bağlantılı gibi göstermeye dönük hareketler ya da açıklamalar, yaklaşımlar aslında bizatihi Türkiye Cumhuriyeti’nin hayata geçirdiği Zeytin Dalı Harekâtı’na gölge düşürme niyetini izhar etmektedir.

Bakınız ülkeniz, devletin, milletin beka meseleleri söz konusu olduğunda partizan bir yaklaşımla bu konular ele alınmaz. Bunlar ülkemizin temel millî bekasıyla, geleceğiyle ilgili konulardır. Burada küçük siyasi hesapların mutlaka ve mutlaka bir kenara konması, büyük fotoğrafın görülmesi ve millî çıkarlarımız ve hedeflerimiz doğrultusunda tam bir kenetlenmenin yaşanması gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımız her defasında bu hususun altını çizmektedir. Fakat maalesef bazı çevrelerin tamamen küçük siyasi hesaplarla bunun aksi yönde açıklamalar yapmaya çalıştığını, Özgür Suriye Ordusu’nu terörle ilişkili gibi göstermeye çalıştığını maalesef üzüntüyle izlemekteyiz. Hâlbuki değil gibi Özgür Suriye Ordusu Suriye muhalefetinin bir parçasıdır ve bugüne kadar Cenevre ve Astana süreçlerine de Suriye Muhalefeti çatısı altında siyasi temsilcileri vasıtasıyla katılmışlardır. Onların herhangi bir meşruiyet sorunu söz konusu değildir. Özellikle harekâtın devam ettiği şu dönemde tekrar buradan bütün çevrelere, siyasi partilere çağrımız; bu birlik ve beraberlik duygusu içerisinde askerimizin, güvenlik güçlerimizin yanlarında olduğunu net bir şekilde ortaya koymalarıdır.

“AFRİN BÖLGESİNDE DARBE YİYEN TERÖRİSTLER YENİ ARAYIŞLARA GİRDİ”

Yine Suriye bağlamında bildiğiniz gibi bu harekât devam ederken, teröristlerin özellikle Afrin bölgesinde yediği darbeler neticesinde birtakım yeni arayışlara girdiğini de görüyoruz. Geçtiğimiz hafta bildiğiniz gibi PYD-YPG terör örgütü Suriye rejimine bir çağrı yaparak Türkiye’ye karşı onların yardımına gelmesini istedi. Bu bile aslında bu terör örgütünün ne tür kirli ilişkiler içerisinde olduğunu, işine geldiği zaman her ülkeyle ve her aktörle işbirliği yapabileceğini açık bir şekilde göstermektedir. Aslında biz bunu tabii çok net olarak görüyoruz, bizim açımızdan burada muğlak herhangi bir durum söz konusu değil. Ama özellikle YPG ve PYD’ye DEAŞ’la mücadele bahanesiyle bugüne kadar destek veren Amerikan Yönetimi’nin bu noktayı daha net bir şekilde görmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aslında bu bizden çok Amerikan Yönetimine verilmiş bir mesajdır. Eminiz, umarız bunu doğru bir şekilde analiz ederler ve PYD ve YPG’ye verdikleri desteği derhâl, bir an önce ve daha fazla gecikmeden sonlandırırlar. Zira bugüne kadar DEAŞ’la mücadele adı altında verilen bu desteklerin artık hiçbir zemini kalmamıştır. Madem DEAŞ tehdidi Suriye topraklarından temizlenmiştir, ortadan kalkmıştır, O zaman artık YPG ve PYD terör örgütüne verdikleri desteğin hiçbir şekilde devam ettirilmesi söz konusu olmamalıdır.

Bir hususu da burada yine dikkatlerinize getirmek istiyorum. Zaman zaman çeşitli ülkelerden, ağırlıklı olarak da Batılı ülkelerden; evet PKK bir terör örgütü, ama biz PYD ve YPG’yi terör örgütü olarak görmüyoruz şeklinde açıklamalar yapıldığını görüyoruz.

Bakın arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti PKK terör örgütünü 1984 yılında terör örgütü olarak tanımış ve listesine almıştır. Avrupa Birliği ise PKK’yı ancak 2002’de, yani yıllar sonra, çok uzun bir gecikmeden sonra terör örgütleri listesine alabilmiştir. Yani PKK’nın bir terör örgütü olduğunu anlamaları 1984-2002, bu kadar bir zaman dilimi içerisinde gecikerek gerçekleşmiştir. Biz bugün PYD ve YPG konusunda aynı uyarıyı yapıyoruz. Yani 5 yıl sonra, 10 yıl sonra ‘ha evet YPG-PYD de bir terör örgütüymüş, PKK’nın devamıymış’ şeklinde gecikmiş bir karar vermelerinin aslında bugün terörle mücadeleye büyük bir zarar verdiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz. PKK konusunda yaşadıkları bocalamayı ya da gecikmeyi YPG ve PYD konusunda yaşamamaları için gerekli uyarıları yapmaya bundan sonra da devam edeceğiz.

“SURİYE REJİMİNİN ÇATIŞMASIZLIK BÖLGESİ KARARINI İHLAL EDEN TAVIRLARI DEVAM EDİYOR”

Bir diğer önemli konu arkadaşlar, bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta bir Soçi’de Suriye Ulusal Diyalog Konferansı gerçekleştirildi. Biz başından beri bu Soçi toplantılarına hep yapıcı bir tutumla yaklaştık, bunun sahaya somut yansımalarının olması ve çatışmasızlık durumunun devam ettirilmesi ve siyasi geçiş sürecinin hayata geçirilmesi için katkı sağlaması yönünde çabalarımızı yoğunlaştırdık. Bildiğiniz gibi Soçi’de de bir üçlü zirve gerçekleştirildi bu çerçevede. Bizim açımızdan tabii Soçi Zirvesinde birtakım hatalar yapıldı, aksaklıklar oldu, buna tepki olarak da Suriye muhalefetinin belli kolları, grupları bu toplantıya katılmadılar. Ama buna rağmen özellikle sonuç bildirgesinde Birleşmiş Milletler 2254 sayılı karara atıf yapılması, Astana ve Cenevre süreçlerinin birbirine biraz daha yakınlaştırılması noktasında önemli bir adım atıldı. Bir diğer önemli netice de, şüphesiz burada 150 kişilik bir Anayasa Komisyonunun kurulması kararı alınmış olmasıdır ve Türkiye olarak da biz muhaliflerle yaptığımız istişareler neticesinde de bu 150 kişilik komisyona verilecek isimleri belirleme sürecini şu anda başlattık. Bu siyasi geçiş sürecinde şüphesiz önemli bir adımdır. Fakat bütün bunlar yaşanırken özellikle rejimin İdlib çatışmasızlık bölgesinde Astana’da alınan kararları, çatışmasızlık kararını ihlal edici tavırları da maalesef devam ediyor. Buradan tekrar çağrı yapıyoruz, bu tür özellikle sivillere dönük saldırıların derhâl durulması için bütün aktörlerin devreye girmesi gerekiyor ki Astana’da alınan çatışmasızlık kararı başarılı bir şekilde hayata geçirilsin.

Bizim açımızdan ayrıca bir önemi var bildiğiniz gibi bu konunun, çünkü şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri yine yapılan anlaşma çerçevesinde dördüncü gözlem bölgesini kurmak için çalışmalarını yoğun bir şekilde yürütüyor. Zaman zaman sahada zorluklarla karşılaşıyorlar, taciz ateşleriyle karşılaşıyorlar, hatta saldırılarla karşılaşıyorlar. Bütün bu riskleri almamızın sebebi, yaptığımız anlaşma çerçevesinde İdlib’in güvenli bir bölge hâline gelmesidir. Dolayısıyla burada da garantör ülkeler başta olmak üzere herkesin üzerine düşeni yapması gerekmektedir.

“ZEYTİN DALI HAREKÂTI’NIN EKONOMİMİZE HERHANGİ BİR OLUMSUZ ETKİSİ OLMAMIŞTIR”

Son olarak yine ekonomiyle ilgili birkaç hususu sizinle paylaşmak istiyorum yine bu son dönemde yaşanan hadiseler ve operasyonla da ilgili. Zira zaman zaman operasyonun ekonomiye olumsuz etki yapacağı şeklinde spekülasyonların yapıldığını gördük. Yine ben Fırat Kalkanı Harekâtı’na atıf yapmak istiyorum burada. O zaman da Fırat Kalkanı Harekâtı başladığında bunun ekonomiye olumsuz yansıyacağı şeklinde beyanatlar verilmiş idi. Fakat bunların hiçbirisinin doğru olmadığı yaşanan o süreçte açık ve net bir şekilde görüldü. Bugün de Zeytin Dalı Harekât’ının ekonomimize herhangi bir olumsuz etkisi olmamıştır, bundan sonra da olması beklenmemektedir. Aslında tam tersine, terörden tamamen arındırılmış bir bölge ve Türkiye sınırları içerisinde terörün tamamen sıfırlanması üretim açısından, yatırım açısından, uluslararası sermaye açısından çok daha elverişli, cazip bir ekonomi portfolyosunun oluşmasına da imkân sağlayacaktır. Nitekim bunun somut neticelerini de biz aslında 2017 yılında gördük, yani son çeyrekte yüzde 11.1 büyüme oranı dünyada bir numaraydı, bir rekor idi. 2017’nin toplamına baktığınız zaman yüzde 7.4 civarında muazzam bir büyüme başarısı yakalandı.

Aynı şekilde turizm alanında mesela çok önemli bir toparlanma süreci yaşadık, turizm gelirlerimiz yüzde 19, Türkiye’ye gelen turist sayısı da yüzde 24 civarında arttı. Bu yıl bunun daha da büyüyerek artmasını bekliyoruz. Hatta geçenlerde Bloomberg’de yapılan bir araştırmaya göre Türkiye, dünya ekonomileri içerisinde en cazip ve gelişmekte olan ikinci ülke Meksika’dan sonra olarak tespit edildi. Yani bütün etrafımızda yaşanan bu sıkıntılara rağmen, ekonomik krizlere, savaşla, terörle mücadeleye rağmen Türk ekonomisinin sağlam bünyesini göstermesi açısından bu rakamların önemli olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum ki bunun somut yine göstergelerinden bir tanesini biz Roma’da Sayın Cumhurbaşkanımızın İtalyan CEO’larıyla yaptığı toplantıda da gördük. Bildiğiniz gibi İtalya’yla yaklaşık 20 milyar dolar civarında bir ticaret hacmimiz var, hedefimiz 30 milyar dolara çıkarmak ve biz yaklaşık 1400 küsur İtalyan şirketi var Türkiye’de iş yapan, onların en büyüklerinin CEO’larında bu iradeyi çok net bir şekilde gördük. Sayın Cumhurbaşkanımızla, Ekonomi Bakanımız, Yatırım Ajansımız ve diğer ilgili kurumlarımızla birlikte onları Türkiye’de daha fazla yatırım yapmaya davet etti, biz de onlarda bu kararlılığı net bir şekilde gördük. Bu sadece İtalya’yla sınırlı bir durum değil, bakın Almanya’yla yaşanan bir sürü siyasi krize rağmen Alman yatırımcılar Türkiye’de çalışmaya devam ettiler-ediyorlar. Diğer ülkeler, Fransız, İngiliz Amerikan ve diğerleri. Bu Türkiye’deki yatırım ortamının sağlam ve güven verici niteliğini ortaya koyması açısından da büyük önem arz ediyor. Bu hususun altını özellikle çizmek istedim, çünkü Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı saldırılar sadece siyasi, terör veya başka alanlardan gelmiyor, zaman zaman finansal operasyonlarla da karşı karşıya kaldığımız oluyor. Bunların geçmişte dediğim gibi bu tür tahminlerin ya da kehanetlerin altının hep boş çıktığını defalarca gördük. Biz Zeytin Dalı Harekâtı devam ederken, aynı şekilde PKK terör örgütüne karşı Türkiye’de sınır ötesinde, Irak’ta ve başka yerlerde bu operasyonlar devam ederken ekonomimizin bunlardan olumsuz etkilenmediğini, etkilenmeyeceğini bir kez daha bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Cumhurbaşkanlığı, Sözcüsü, Kalın'dan, Kılıçdaroğlu'nun, 'Esad'la, görüşme', çağrısına, yanıt,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı