Haber Detayı
28 Nisan 2019 - Pazar 11:13
 
Ahmet Tezcan: "İnsanlığın Mardin’den öğrenecekleri var"
Gazateci- yazar Ahmet Tezcan son romanı Abbara’da Josef isimli karakteri üzerinden Mardin’i okurunun ayağına getiriyor. Mardin’in yüzünün Kâbe’ye dönük olduğunu hatırlatan Tezcan, “Kâbe, kalbi temsil eder bilirsiniz. Ortadan kaldırdığınıza insanların birbirine secde ettiğini görürsünüz. Mardin’in kıblesi insandır ve bu özelliği ile mesajı bütün insanlığadır. İnsanlığın Mardin’den öğreneceği çok şey var ve ben Abbara romanı ile buna işaret etmeye çalıştım” diyor.
GÜNCEL Haberi


azar Ahmet Tezcan son romanı Abbara’yı okuruyla buluşturdu. Mardin özelinde tüm Mezapotamya’nın tarihine yaklaştığımız bu roman Ketebe Yayınları etiketiyle yayımlandı. Romanı yazmak için uzun süre Mardin’de kalan Tezcan, “Romandaki karakterlerden ihtiyar Hanna’nın dediği gibi “hayat bir abbaradır” nihayet. Emperyalizm de o abbaradan geçiyor, fakat zulmü, vahşeti büyüyerek geçiyor. Ve biz buna direnebildiğimiz, düşmanımıza dönüşmediğimiz oranda insan kalabiliyoruz” diyor.

Mardin üzerine bir roman yazmaya nasıl karar verdiniz?

Fikir Mardin Valisi sayın Mustafa Yaman’a ait. Merhum Aliya İzetbegoviç konulu bir konferans için Gençlik Merkezi’ne davet edilmiştim. Vali Yaman o vesile ile Mardin üzerine bir şehir romanı yazma fikrini ortaya attı. İdeolojik yahut turistik kaygılardan uzak, şehrinin dününü ve bugününü anlatan hakkaniyetli bir roman. Cazip bir öneriydi ve eşim Nazmiye hanımla birlikte bir yıl boyunca Mardin’de yaşayarak Abbara – Bir Umudun Masalı romanını yazdım. Zorlu bir süreçti. Bu süreçte desteğini asla unutamayacağım insanlar tanıdım. Vali Mustafa Yaman başta olmak üzere, Mardin Gençlik Merkezi’ne üye onbinden fazla genç, onların aileleri, Mardin esnafı, halkı gerçekten bilerek ya da bilmeyerek bu romana büyük katkı sağladılar. Hepsine minnettarım.

Kitapta birbirinden farklı konulara değiniyorsunuz. Ama en önemli özelliği Mardin’i yakından tanıtması. Mezapotamya’nın bu özel kentini dünü ve bugünüyle beraber işliyorsunuz. Kitap bir yönüyle Mardin şehrengizi olarak tanımlanabilir mi?

Belki... Ama sizin de söylediğiniz gibi bir yönüyle öyle denebilir. Abbara birbirinden farklı konulara değil, birbiriyle bağlantılı konulara değiniyor aslında. Mardin’i tanıtıyor evet, fakat Mardin’de hareketle Mezopotamya’nın, Anadolu’nun ve bu topraklarda yüzyıllardır devam eden Doğu – Batı mücadelesinin günümüzdeki izlerini takip ediyor. Bir kavrayış, anlayış ve yaşayış farkını ortaya koyuyor. Mardin ve Mezopotamya dinlerin, dinlerin ve daha kapsayıcı ifade ile insanlığın yeryüzüne dağıldığı bir çıkış noktası, bir merkez. Böyle bir roman ancak o merkezde, o merkez esas alınarak yazılabilirdi. O merkeze bakmadan günümüz Türkiye’sini hatta dünyayı hakkıyla yorumlayabilmek mümkün değil.

KENTİ ANLAMAYA ÇALIŞTIM

Kitabımızın baş karakteri kendisini bulmak için geliyor Mardin’e. Josef yaptığı bu yolculuk okura ne anlatıyor?

Romanda Mardin masalcılarının anlatıldığı bir bölüm var, hatırlarsınız; masalı anlatan ve dinleyen üzerine bir yorum var. “Anlatan da anladığı kadardı nihayet, dinleyen de anladığı kadar!” Bu roman için de geçerli. Ben Mardin’de yaşadım, şehri ve insanları geçmişiyle ve bugünüyle anlamaya çalıştım. Anladığım kadarıyla anlattım. Okuyan da nisbetince okuyacak, anladığı kadar anlayacaktır. Josef’in hikayesi sadece onun değil hepimizin hikayesi aslında. Zulme uğramış, kimliği unutturulmuş, geçmişi ve geleceği gaspedilmiş her insanın hikayesi. Dolayısıyla Abbara tam anlamıyla bir şehrin hikayesi değil, insanın hikayesidir ve sanırım her insan o hikayenin bir yerinde kendi yüzüne rastlayacaktır.

BU BÖLGEDE ÖĞRENECEKLERİMİZ VAR

Kitabın belki de en vurucu cümlelerinden biri şu; “Acı, usta bir öğretmendir.” Josef’in hikâyesini dinlerken onlarca yıl içinde yaptığımız yolculukta bu kentin yaşadıklarını da öğreniyoruz. Peki ‘acı’ neler öğretebilir bir kente?

Kent dediğimiz insandan soyut değil. İnsan yaşadığı acılarla başa çıkabilmeyi ve insan kalmayı öğrenebiliyorsa bunun izlerini yaşadığı kentte görebiliriz. Mezopotamya acıların en yoğun yaşandığı bölge. Fakat bugün Mardin’e baktığımızda tarih içinde o acılarla başa çıkmayı öğrenen, bugünde ve geçmişte yaşanan acıları yarının intikamına dönüştürmeden, farklı dil ve dinlere rağmen akrabadan öte beraberliği başarmış insanların tecrübesini görüyoruz. Mardin bu tecrübenin görkemli bir anıtıdır aslında. Müslüman, Hristiyan, Ezidi, Yahudi mahalleleri oluşmamış belki tek şehirdir Mardin. Yüzü Kâbe’ye dönük kıblesi olan bir şehirdir. Kâbe, kalbi temsil eder bilirsiniz. Ortadan kaldırdığınıza insanların birbirine secde ettiğini görürsünüz. Mardin’in kıblesi insandır ve bu özelliği ile mesajı bütün insanlığadır. İnsanlığın Mardin’den öğreneceği çok şey var ve ben Abbara romanı ile buna işaret etmeye çalıştım.

Sizin üzerinde durduğunuz eksende Josef’in bebekken Mardinli bir anneden alınıp, yurtdışına çıkışı var. Peki benzer hikâyeler de olmuş mu bölgede?

Hâlâ var. Küresel emperyalizm dün olduğu gibi bugün de zulmünü devam ettiriyor, bebekleri analarından, insanlarını anayurtlarından koparıyor. Sadece emperyalist yöntemler ve araçlar farklılaştı, zulüm aynı kaldı, hatta teknolojinin verdiği imkanla kolay örtülebilir olmasıyla birlikte daha da arttı. Emperyalistler artık Haçlılar döneminde olduğu gibi işgal ettikleri topraklardaki bebekleri şişe geçirip ateşte kızartarak yemiyorlar; ürettikleri terör örgütleriyle kazanda kaynatıp o bebeği doğuran anneye yediriyorlar. Romandaki karakterlerden ihtiyar Hanna’nın dediği gibi “hayat bir abbaradır” nihayet. Emperyalizm de o abbaradan geçiyor, fakat zulmü, vahşeti büyüyerek geçiyor. Ve biz buna direnebildiğimiz, düşmanımıza dönüşmediğimiz oranda insan kalabiliyoruz.

Taşlarına dokunarak tanıyın

Eskiden 7 dilli, 7 dinli olan Mardin artık 4 dilli. Peki şimdi nasıl bir Mardin var?

Bu bir kaç cümle ile anlatılamayacak bir soru. Cevabını Abbara romanında aramaya, bulmaya ve anlatmaya çalıştım. Ne kadar başardığımın takdiri okura ait. Burada sadece şunu söyleyebilirim; Mardin’e gidin. Eski şehre çıkın, taşlara dokunun, kiliseleri, manastırları, camileri, medreseleri ve kasır, konak, beyt denilen evlerini görün. Sonra geçmişi 30 yılı bulmayan ve halkın Yenişehir dediği Mardin’e katmaya gönlünün elvermediği yerleşim alanını görün; bir zamanlar 7 dinli ve 7 dilli iken neden bugün 4 dilli ve 4 dinli olduğunu biraz anlayacaksınız.

Kaynak: Yenişafak

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Ahmet, Tezcan:, "İnsanlığın, Mardin’den, öğrenecekleri, var",
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı